Dimes: Anne Bize Dimes Al
"Sadece Meyve" sloganı taşıyan Dimes akılda kalıcı, dile çabucak dolanan ve eğlenceli bir cingıla sahip.
Hürriyet'in yeni reklamı
Türkiye'nin habercilikte Amiral Gemisi sayılan Hürriyet Gazetesi 2 yeni reklam filmi hazırladı. Reklam filminin içeriğinde, internet çağının getirdiği olanakları güçlü ve gelişen teknolojik altyapısıyla harmanlayan Hürriyet, okurlarına her an her yerde doğru ve kapsamlı haber, bilgi ve eğlence içeriklerini uluştırabileceği mesajını verdi. Bilinin gazete tanımına interaktif içerik ve kişiye özel kanalları da ekleyerek gazetecelik kavramına farklı anlam yükleyen Hürriyet'in bu reklam filminde ünlü sanatçı Nil Karaibrahimgil oynadı (webtv.hurriyet.com.tr). Bence reklamın en güzel yanı değişimin ve/veya yeniliğin açık seçik, basit ve kolay örneklerle anlatılmasıdır. Zira güzel türkçemize zorla sokulmaya çalışılan "inovasyon" kelimesini sıkça kullanan ve ısrar eden iş adamları, akademisyen, vesaire grupları için bir çeşit tanım olduğunu düşünüyorum.Yenilik ve değişim budur gibi. |
T.C. İş Bankası: Cep Anahtar

İş Bankası "mobil bankacılık" uygulamasını TV reklamlarında mizahi bir dille anlatıyor. Mehmet Alabora'nın oynadığı bu reklamın bir de gazete reklamı yapılmış. İş Bankası gazete reklamında karikatüre başvurmuş ve ortaya hem bilgilendirici hem de dikkat çekici bir karikatür reklamı ortaya çıkmış.
( Reklam 04.01.2010 tarihli Zaman Gazetesi'nden alınmıştır.)
Gülümseyin!
Biliyorum gülümsemek kolay değil. Çoğumuz istemediğimiz ya da bizi maddi/manevi tatmin etmeyen işlerde çalışmak zorunda kalıyoruz. Günler uzun ve yorucu, tek derdimiz iş ve müşteriler değil. Ama şunu bilin ki sizin içten gülümsemeniz müşteriniz için çok şeyi değiştiriyor. Bırakın gülümsemeyi, sadece "İyi günler" demeniz, ya da size iyi günler dileyen müşterinize cevap verme zahmetinde bulunmanız bile yeterli, çünkü bunu yapamıyor çoğu kimse. Aldıklarımı poşetlere doldurma yardım edenler var mesela, bir de işi varmış gibi yapanlar var. Uzak olmasına rağmen yardımsever çalışanları olan marketi tercih ediyorum elbette!

Tabi gülümsemeyi, samimiyeti de abartmamak gerek. Müşteriye saygıda kusur etmemek gerek, hatta yanlış anlaşılması muhtemel davranışlardan da kaçınmak gerek. Bazen fazla neşeli çalışanlara rastlamak mümkün olabiliyor: "Kredi kartı ile ödemede erteleme yapılabiliyor mu?" "Bi deneyelim belki olur belki olmaz, olmadı ne çıkarsa bahtınıza hahhah haa!"
Şunu da belirtmeliyim ki saatlerdir çalışan birinden gülümsemesini bekleyen bir patron, çok bekler. Çalışanlarınıza haksızlık etmeyin. Mesela sabahtan beri sık sık çalan telefonlara bakan bir çalışanınız ikindi vakti yeterince kibar davranamıyor olabilir. Azarlamak ya da yeni bir eğitim programı planlamak yerine, o çalışanı günün kalanında müşteriden daha uzak olacağı bir göreve kaydırıp, zihni daha berrak birinin telefonlara bakmasını sağlamak bir çözüm olabilir. Bazen sorun çalışanda değil sizde veya kurduğunuz sistemde olabilir, çözüm arıyorsanız günah keçisi aramaktan vazgeçmeniz gerekir.
Bol gülümsemeli günler! :)
Fotoğraf: zen. Creative Commons lisansı ile kullanılmaktadır.
Gerçek, Yalanlar ve Reklamcılık
Gerçek, Yalanlar ve Reklamcılık: Müşteri Planlama SanatıJon Steel
Orijinal Adı: Truth, Lies and Advertising
Birinci Basım: Ankara 2000, Mediacat
262 sayfa
İçindekiler:
Giriş
Hedefi vurmak
1. Fareye yer yok
Tüketicileri reklam iletişimine dahil etmekteki başarısızlık
2. Sessiz ortaklar
Müşteri planlama ve yeni tüketici ittifakı
3. Koyun güden körler
Reklamcılık araştırmayı takip ediyor... Ama yanlış yönde
4. Soğanı soymak
Araştırma yoluyla gerçeği açığa çıkarmak ve yaratıcı fikirleri canlandırmak
5. Balıkçının rehberi
Yaratıcı brifin önemi
6. Des Moines'de on ev hanımı
Kabataslak yaratıcı fikirleri araştırmanın tehlikeleri
7. Seytan Tüyü
"Sütünüz var mı?"
Teşekkür
Kaynakça
Kapak fotoğrafı idefix'ten alınmıştır.
Ürün yerleştirme: Casino Royale


Fotoğraflar ThePCSpy sitesindeki ilgili makaleden.
Haytap reklamı
"Bunun insanlık dışı olduğunu hala düşünüyor musunuz?"
Vodafone: Hakkı Devrim kılığında Şafak Sezer
Vodafone'un kendi reklamı ile dalga geçen reklamı.
Güncelleme: Bir de Tugay Kerimoğlu taklidi yaptığı reklamı var :)
TTNET Vitamin: İngilizce Dersi
TTNET'in bu reklamlar eğlenceli gelmese de dikkat çekici. Çünkü reklamı ilk izleyen kişide şöyle bir izlenim oluşuyor: "Kazık kadar adamın bu formaların içinde ne işi var?"
T.C. İş Bankası-Bankamatik
Mehmet Ali Alabora'nın oynadığı bu reklamda, anlaşılır ve esprili bir anlatımın var olması, reklamı akılda kalıcı olmasını sağlıyor.
Özellikle "İş Bankalıya İş Bankasıza" vurgusunun yapılması, birçok kişinin dikkatini çekmesini sağlıyor.
Bosch; Sokak Sanatı
Otomotiv yedek parça ve aksesuarları üretiminde öncü olan Bosch, beş kıtada 146 noktada faaliyet göstermektedir.
Bosch'un, Türkiye'de bu sektöre dair reklamlarına hiç rastlamamış olsam da yabancı reklamları epey iddialı.
Windows 7 - My Idea
Microsoft, Apple'ın "I'm a PC" yakıştırmasını alıp övünülecek bir şeye dönüştürüyor.
Tüketiciler hakkında acı gerçekler
Kullanma kılavuzuna bakmazlar. Ne vakitleri vardır ne de istekleri.
Kullanma kılavuzu ürünün kutusuyla birlikte bir kenarda tozlanır. Bu sırada tüketici ürünle problemler yaşar, sorunun çözümü kılavuzda vardır ama oraya bakmak aklına gelmez. Bu yüzden kullanım sırasında kendini tüketiciye öğreten ürünler ortaya çıkarmaya çalışmalısınız.
Özellikleriniz hakkında fikir sahibi olmaları için üstüne basa basa söylemeniz gerekir.
Bir yazılım geliştirdiğinizi varsayalım. Bilgisayarla içli-dışlı olan arkadaşlarınız dahi, bırakın yardım dokümanlarına bakmayı, yazılımın "Ayarlar" bölümüne bile girip ne gibi seçenekleri olduğuna göz atmazlar. Hatta size "şu özellik olsaydı iyi olurdu" derler. Düşünün, siz ne zaman göz attınız ayarlar bölümüne?
Eğer insanlara anlatmazsanız, bir özellik sizin ürününüzde yıllardır olduğu halde bir rakip sonradan gelir, o özelliği koyar, insanlara sizden daha iyi anlatır, insanlar da o özelliği ilk kez rakibiniz buldu zanneder. Dokunmatik ekranlı ilk cep telefonu hangisi? Kimileri iPhone zannediyor, halbuki yıllardır pek çok telefon üretildi bu özelliğe sahip olan.

Dinlemezler, okumazlar. Sonra da yanlış anlarlar.
Bir şeyin iyice anlaşılması için kesin hatlarla, cümlenizde yoruma yer kalmayacak şekilde söylemeniz gerekir. Basit gibi görünse de herşeyi iyice açıklamanız gerekir.
ReklamPR'a gelen yorumların bazıları "Çok güzel reklam çekmişsiniz", bazıları da "Sattığınız üründe problem var" şeklinde. Biz ne reklam çekiyoruz, ne de birşey satıyoruz. Ancak insanların yorum bırakması için ürün adını görmeleri yetiyor. Hatta "Algıda Seçicilik" başlıklı bir yazının altına dondurma markası olan Algida hakkında onlarca yorum bırakabiliyorlar.
Bir şeyin görünmesi için onu gözlerinin içine sokmanız gerekir.
Web sitenizde "Site Hakkında" diye bir bölüm olsa da, insanlar "Yazacak uygun bir yer bulamadım/E-posta adresini bulamadım" diye oraya buraya yorum bırakıp iletişime geçmeye çalışırlar. "Site Hakkında" linkinin yanı sıra bir de "İletişim" linki koymanız gerekir. Benzer şekilde, web sitenizde "SATIN AL" düğmesi görülebilir bir yerde ve büyüklükte olmalıdır. Yoksa arar dururlar. "Sepete Ekle" düğmesi onlar için birşey ifade etmeyebilir.
Tek bir hatanız vazgeçmeleri için yeterlidir.
Garson bir kez ters baksın, bir yoğurdunuz "garip" çıksın, hemen işiniz biter. Ürününüzü tekrar almaları için alternatiflerinin kalmaması gerekir. İkinci şans vermezler, verirlerse gerçekten çok şanslısınız demektir! (Hele de şikayetini size bildiren bir müşteriniz olursa, asla terslemeyin. Size değer vermeyen bir tüketici şikayetini size değil arkadaşlarına bildirir.)
Duygusaldırlar
İnsanlar duyguları ile seçim yaparlar. Küçükken oyuncağı ile oynadıkları arabayı tercih eder, sevgililerinin kullandığı telefondan almak isterler. Mantık duygudan sonra gelir.
Sizce ne gibi acı gerçekler var tüketiciler hakkında? Yorum yazmaktan çekinmeyin!
Bu yazıyı Tusul.com'da oylamak için tıklayın!
Fotoğraf: woodleywonderworks
Creative Commons lisansı ile kullanılmaktadır.
Punk Marketing
Punk MarketingRichard Laermer ve Mark Simmons
MediaCat
Ekim 2008
İstanbul
239 sayfa
İçindekiler şöyle:
Devrime hoşgeldin - Suçlayacağına bize şükret
Punk marketing manifestosu - Sen oku, biz hayatını güzelleştirelim
Aracıları öldür - Onlar seni öldürmeden
Uysal olmayan marka - Seçilmiş olduğunu nasıl gösterirsin?
Öğle yemeğini kim kaptı? - Yediklerini tükürmelerini sağla
Satış telefonu - Pazarlama için cep telefonunun kullanımı ve istismarı
Esir tüketici - Duyarsız kurumlar müşterileri kandırıyor
Şimdi hikaye zamanı - Kendini hikayelerle anlatma sanatı
Beni rahat bırak - İş çok. Vakit yok.
Yalanlar yalanlar yalanlar - Gerçek hakkındaki gerçek ve doğrular hakkındaki bilgimsiler
Televizyondaki gibi - Yerleştir bebeğim. Yerleştir.
Sonunda Hollywood'da bir iş - İçerik sensin
Oyun başlasın - Kimse kaybetmez
Bizden başkaları da var - İnanması güç olsa da...
Yanlış yerde yanlış zamanda
WWF'nin 11 Eylül temalı reklamı
WWF'nin özür dilemesine sebep olan tartışmalı reklamı. Metni şöyle:
"2001'de insanlık tarihinin en büyük trajedilerinden biri, 2.819 kişinin ölümüne sebep oldu.
2005'te tsunami 280.000 kişinin ölümüne sebep oldu.
Bu 100 kat daha fazla ölüm demek.
Gezegenimiz acımasızca güçlü.
Ona saygı duy.
Onu koru."
Coca Cola Ramazan
Ramazan'ın bir bebeğin gözünden eğlenceli anlatımıyla bu sene de Cola fark yaratmış.
Selva Ramazan Kampanyası
Yemek bloglarının reklamcılar tarafından keşfedilmesi, internet kullanıcıları, blog yazarları, blog takipçileri ve özellikle internetten yemek tarifi arayan hanımlar için güzel bir duygu olmalı. Çünkü blog ve blog kullanıcıları arasında ciddi bir duygusal bağ kuruluyor.Takip edilen blog-blog yazarına ilişkin bir bilgi ve görüntü televizyonda yer aldığında sanki en iyi dostunu reklamlarda görmüşcesine sevince ve gurura yol açıyor. Bu durumu ilk Exper reklamında "portakal ağacı" sitesini ile görmüştük. Bu reklam bir hayli ilgi çekmiş, siteye de birçok yeni takipçi kazandırmıştı (Siteye yapılan yorumlara dayanarak söylüyorum). Şimdi ise "devletşah" isimli bir siteye sahip olan ve Yemek.Name isimli e-derginin editörü olan Devletşah Özcan'ın sitesini değil bizzat kendisini görüyoruz.
Blog yazarları için bu durum eminim gıpta ile karşılanıyordur. "Bir gün biz de televizyonda yer alacağız" fikri birçok blog yazarının aklından geçen bir duygudur. Çünkü her ne kadar internet kullanımının oranı yadsınamaz ise de televizyon hala en çok kullanılan mecra ve izleyiciye ulaşmanın en önemli yolu.
Gelelim reklamda aklıma takılanlara. Selva "makarnanın tarifi değişiyor" sloganıyla birinciliğe oynuyor ya da oynamıyor, Devletşah Hanım'ın oyunculuğu Uğur Yücel'in yanında kötü ya da iyi gibi konuları tartışmayacağım, çünkü çok uzun sürer. Ancak ben reklam senaryosuna takıldım. Asansör 4. kata geldiğinde "siz bu katta inmiyor muydunuz" diyen Uğur Yücel'e, Devletşah Hanım, neden "benim bi markete uğramam gerekecek" deyip yine 4. katta iniyor anlayamadım. Markete 4. kattan mı gidiliyor?
Algida Seçicilik
"Benim 1 yasındaki yegğenim bu reklama bayılıyo.Gerçekten tam çocuklara hitap eden reklam yapmışsınız tebrik eder reklamın daha sık yayınlanmasını dilerim."Vurgular bize ait. Ama ürünler ve reklamlar değil.
"vermiş olduğunuz cola turka atkı kampanyasında adaletsiz bir şekilde devam etmektedir.yakacık kısmet büfeden almış olduğumuz trabzon atkıları elimize geçmedi."
"macaristan da market sahibiyim ürünlerinizi satiyorum ürünlerinizin üzerine macarca da icindekileri eklerseniz daha kolay olucak"
İnterneti nasıl kullanıyoruz? Arama kutusuna hedefimizi yazıp çıkan ilk linke yorum mu bırakıyoruz? Öyle galiba. Aynen "Algıda Seçicilik" başlığını "Algida" (dondurma markası) zannedip, okumadan yorum bırakmak gibi: http://www.farketing.com/fikirler/2004/12/algda_seicilik.html
Evian: Break Dance
Evian, Danone Grup'a ait bir maden suyu markası.
Evian'ın farklı reklam filmleri Facebookta çok yaygın, ama bu gerçekten orijinal olmuş.
19 Temmuz "Akciğer Bayramı"

Türkiye'nin havası artık %100 dumansız hava sahası. Reklam PR olarak dumansız hava sahasına %100 destek veriyoruz.
Resim: Toplum Sağlığı
Creative Commons lisansı ile kullanılmaktadır.
Çok çalışmak, daha çok çalışmak.. ama yanlış hedefe doğru!
Bunu farketmek acıydı. İflas etmiş yaşlı bir iş adamı bana şöyle dedi bir gün: "Çok çalışarak başarılı olunmuyor. Bütün hayatım boyunca çok çalıştım ve başarısız oldum". Haklıydı, ama nedenini anladığını sanmıyorum.Yaşlı iş adamı başarının hareket ile yön arasındaki farkı anlamaktan geçtiğini anlamamıştı. Ticaretin acı bir gerçeği, şirketlerin tembellikten dolayı batmamasıdır, aslında içindeki insanlar oldukça meşgul olsa da batar şirketler. Kaçırdıkları şey şudur: Aktivite, eylem değildir, eylem strateji değildir, strateji de başarı değildir. Bu dört fikir arasında basit bir ilişki vardır: Aktivite, eylem, strateji ve başarı.
Aktivite, harekettir. Enerjinin her yönde harcanmasıdır.
Eylem, bu enerjinin bir yönde harcanmasıdır.
Strateji, harketin hangi yönde olması gerektiğine karar vermekle ilgilidir.
Başarı, bu yönün doğru yön olması ile gelir.
Genellikle pazarlama iletişimini yapanlar, aktivite ile stratejiyi karıştırır. Daha da sık olarak pek çok kampanya, çeşitli akımları takip ederek mazaret bulmaya çalışır. Yani "diğerlerinin yaptığı veya yapmakta olduklarını yapmak". Bu kolaydır ve yöneticileri, yapsınlar diye pazarlamacılara para ödenen şeyleri yapmaktan kurtarır: Fikirlerden zenginlik çıkarmak, vizyondan değer çıkarmak. Genellikle kampanya bütçeleri "geçen sene ne harcadık" ya da "rakipler ne harcıyor" üzerine kuruludur. Yani "Ne kadar harcamamız gerektiğini bilmiyoruz ama geçen sene birileri biliyormuş ya da rakipler biliyor". Neyse ki, pek çokları için pazarlama iletişiminin büyüsü ve coşkusu, önerilen taktiklerin stratejik hedeflere dayanmadığı gerçeğinin üzerini örtmektedir.
Dr. Johnson pek çok reklamı şişirlimiş olarak sınıflandırmakta haklıydı. Pazarlama iletişiminin çoğu şişirilmiştir, çünkü strateji ve taktikler üzerine kurulmamışlardır. Çünkü farkındalık, tutum, tercih, niyet, deneme ya da yineleme şeklinde somut pazarlama getirileri elde etmek üzerine temellendirilmemişlerdir.
Çok çalışan ama başarısız olan yaşlı adam şunu anlamalıydı: İnsanlar meşgul görünerek başarılı olmazlar. Başarı çok ve akıllıca çalışmak ile gelir.
Bu makale Profesör John Saunders tarafından yazılmış, Chris Fill'in Pazarlama İletişimi kitabında yayınlanmış, Mücahid Zengin tarafından da Türkçe'ye çevrilmiştir. Kitapta hedefler, stratejiler ve taktikler üzerine güzel bir bölüm bulunmaktadır. Konu ile ilgilenenlere kitaba göz atmalarını tavsiye ederim.
Fotoğraf: ReklamPR
Avea, konuşma lütfen
Ama, ben Avea'nın rakiplerinden biri olsam, buna karşı "sınırsız ama konuşabilirsen" temalı bir reklam çıkarırdım. Çünkü Avea'nın ses kalitesinden son derece şikayetçiyim. Öyle ki, bazen "aramasam daha iyi, nasıl olsa konuşmak iki taraf için de işkence gibi oluyor" diyorum kendi kendime. Önemli görüşmeler için Avea hattımı kullanmayı bıraktım, sadece Turkcell'imi kullanıyorum. İşin kötüsü, Turkcell'den Avea'yı aradığımda da aynı berbat ses kalitesi ile karşılaşıyorum. Telefonumda bir sorun yok, çünkü Turkcell'den Turkcell'e ses kalitesi gayet güzel.
Avea'nın ses kalitesi son zamanlarda öyle kötüleşti ki, cümle içinde "kalite" kelimesini kullanasım bile gelmiyor. Bazen Avea kelimeleri yutuyor, bazen ses aşırı derecede bozuluyor, bazen robotik bir ses geliyor karşı taraftan. Artık yoruma dayalı olarak görüşme yapıyorum. İkide bir de kapanıyor telefon kendi kendine.
Kimileri de ben hiç sorun yaşamıyorum diyor. Sorun nedir bilmiyorum ama, sevgili Avea, seni ilk kullanmaya başladığımda sunduğun ses kalitesine bir an önce geri dönmezsen, kusura bakma, diğerleri daha pahalıya mal olsa bile yollarımız ayrılacak. "Ne iş, Avea iş" falan deme bana, bu şartlar altında arkadaşımla bile konuşamıyorum.
Not: Ekşi Sözlük'te Avea için ne yazmışlar bakın: "İnsan mahsur kalsa Avea çekene kadar can verir, o derece". Avea'nın sahip olmak istediği imaj bu mu acaba?
Times Square'de Türkiye Reklamı

Dün e-postama gelen, Türkiye'nin tanıtımıyla ilgili bir basın bültenini paylaşmak isterim.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye’nin turistik tanıtımında bir ilki gerçekleştirerek, New York’un ünlü Times Square meydanında reklam yapmaya başladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın başlattığı bu yeni tanıtım atağı, Türkiye’nin tanıtımı için olduğu kadar, Amerikan pazarından turizm payı almaya çalışan diğer ülkeler için de bir ilk olma özelliği taşıyor.
1 Haziran’dan başlayarak 30 gün süre yayınlanacak olan kampanya için Times Square ‘da bulunan Nasdaq ve Reuters’e ait 12 ekranı kiralayan bakanlık, 12 ekranın tamamında birden aynı anda gösterime giren ve senkronize bir bütünlük sergileyen etkileyici bir showla tanıtım yapmaya başladı.
Türkiye’nin tanıtım kampanyasında ana slogan olarak “Unlimited Turkey” (Sınırsız Türkiye) sözleri kullanılıyor. Her bir ekranda günde 360 kez yayınlanacak 30 saniyelik filmlerden oluşuyor.
New York’a seyahat eden Amerikan vatandaşlarının olduğu kadar, yabancı turistlerin de en önemli uğrak yerlerinden olan Times Square Meydanını günde ortalama 1.800.000 kişi ziyaret ediyor.
Kampanyayı planlayan Türkiye’nin Kuzey Amerikan pazarlarında tanıtımından sorumlu Öykü / Dialogue International Reklam Ajansının başkanı olan Necati Özkan, Türkiye’nin tanıtımında “tek kelime stratejisi” uyguladıklarını söyledi.
Necati Özkan; “Kampanyamızın temel stratejisi şudur: Bir turizm destinasyonu olarak Türkiye’nin potansiyel turistlere sunabileceği olanaklar, rakipleriyle karşılaştırıldığında sınırsızdır. Sınırsız tarih, sınırsız kültür, sınırsız mutfak, sınırsız doğa, sınırsız keyif, sınırsız güneş... Özetle,Türkiye’nin zenginliği, çeşitliliği ve turistik anlamdaki “sınırsızlığı” Türkiye’nin en önemli varlığıdır. Kampanyamız tümden ülkemizin pozitif olan özelliklerine odaklanıyor” şeklinde konuştu.
Amerikan Pazarında Neler Yapılıyor?
ABD’de yürütülen kampanya kapsamında, New York, Washinton, Chicago ve Los Angeles gibi kentlerde açıkhavada Türkiye reklamları yayınlanıyor. Otobüsler, billboardlar ve durakların yanısıra, turist otobüsleri ve bina giydirmeleri yapılıyor.
Başta Washington Post, Los Angeles Times ve New York Times gibi gazeteler olmak üzere tirajı yüksek gazetelerde ilanlar yayınlanırken, Conde Nast Traveler ve Travel & Leisure gibi seyahat dergilerinde de haberler ve ilanlar yayınlanıyor.
Ayrıca, ABC ve NBC gibi Amerika’nın en çok seyredilen televizyon kanallarında da 30 saniyelik tanıtım filmleri yayınlanıyor.
Kuzey Amerikan pazarlarındaki kampanyanın bu aşamasının toplam bütçesinin 3.5 milyon dolar civarında olduğunu söyleyen Necati Özkan, bu rakamın Türkiye’ye 700.000 turist gönderen ABD pazarı için bile çok küçük olduğunu, Amerikalıların en yüksek kişi başı harcama yapan turistler olduğu düşünülerek daha etkin bir kampanya için bütçenin, bu rakamın 3-4 katı kadar olması gerektiğini söyledi.
Bizim Mutfak Mantı Çorbası: Demet Akbağ
Hazır çorbalardan hiç hoşlanmadığım için 'hazır çorba reklamları' da beni pek cezbetmez. Ama işin içinde Demet Akbağ olunca akan sular duruyor:)
Ülker Hanımeller: Anneler Günü
Hanımeller'in "Seni saraylarda yaşatacağım" reklamının anneler gününe uyarlanmış versiyonu.






