Çok çalışmak, daha çok çalışmak.. ama yanlış hedefe doğru!

Fotoğraf: Mücahid Zengin - ReklamPRBunu farketmek acıydı. İflas etmiş yaşlı bir iş adamı bana şöyle dedi bir gün: "Çok çalışarak başarılı olunmuyor. Bütün hayatım boyunca çok çalıştım ve başarısız oldum". Haklıydı, ama nedenini anladığını sanmıyorum.

Yaşlı iş adamı başarının hareket ile yön arasındaki farkı anlamaktan geçtiğini anlamamıştı. Ticaretin acı bir gerçeği, şirketlerin tembellikten dolayı batmamasıdır, aslında içindeki insanlar oldukça meşgul olsa da batar şirketler. Kaçırdıkları şey şudur: Aktivite, eylem değildir, eylem strateji değildir, strateji de başarı değildir. Bu dört fikir arasında basit bir ilişki vardır: Aktivite, eylem, strateji ve başarı.

Aktivite, harekettir. Enerjinin her yönde harcanmasıdır.
Eylem, bu enerjinin bir yönde harcanmasıdır.
Strateji, harketin hangi yönde olması gerektiğine karar vermekle ilgilidir.
Başarı, bu yönün doğru yön olması ile gelir.

Genellikle pazarlama iletişimini yapanlar, aktivite ile stratejiyi karıştırır. Daha da sık olarak pek çok kampanya, çeşitli akımları takip ederek mazaret bulmaya çalışır. Yani "diğerlerinin yaptığı veya yapmakta olduklarını yapmak". Bu kolaydır ve yöneticileri, yapsınlar diye pazarlamacılara para ödenen şeyleri yapmaktan kurtarır: Fikirlerden zenginlik çıkarmak, vizyondan değer çıkarmak. Genellikle kampanya bütçeleri "geçen sene ne harcadık" ya da "rakipler ne harcıyor" üzerine kuruludur. Yani "Ne kadar harcamamız gerektiğini bilmiyoruz ama geçen sene birileri biliyormuş ya da rakipler biliyor". Neyse ki, pek çokları için pazarlama iletişiminin büyüsü ve coşkusu, önerilen taktiklerin stratejik hedeflere dayanmadığı gerçeğinin üzerini örtmektedir.

Dr. Johnson pek çok reklamı şişirlimiş olarak sınıflandırmakta haklıydı. Pazarlama iletişiminin çoğu şişirilmiştir, çünkü strateji ve taktikler üzerine kurulmamışlardır. Çünkü farkındalık, tutum, tercih, niyet, deneme ya da yineleme şeklinde somut pazarlama getirileri elde etmek üzerine temellendirilmemişlerdir.

Çok çalışan ama başarısız olan yaşlı adam şunu anlamalıydı: İnsanlar meşgul görünerek başarılı olmazlar. Başarı çok ve akıllıca çalışmak ile gelir.

Bu makale Profesör John Saunders tarafından yazılmış, Chris Fill'in Pazarlama İletişimi kitabında yayınlanmış, Mücahid Zengin tarafından da Türkçe'ye çevrilmiştir. Kitapta hedefler, stratejiler ve taktikler üzerine güzel bir bölüm bulunmaktadır. Konu ile ilgilenenlere kitaba göz atmalarını tavsiye ederim.

Fotoğraf: ReklamPR

TOR Ofset: Baskıda 360 derece

Avea, konuşma lütfen

Avea'nın son reklamını görmüşsünüzdür, "yok o yöne sınırlı ama sınırsız, yok bu yöne kısa bir süreliğine" gibi diğer operatörleri eleştiren bir reklam yapmışlar. Haklılar da, kampanyaların bir sürü koşula bağlı olması kafa karıştırıcı.

Ama, ben Avea'nın rakiplerinden biri olsam, buna karşı "sınırsız ama konuşabilirsen" temalı bir reklam çıkarırdım. Çünkü Avea'nın ses kalitesinden son derece şikayetçiyim. Öyle ki, bazen "aramasam daha iyi, nasıl olsa konuşmak iki taraf için de işkence gibi oluyor" diyorum kendi kendime. Önemli görüşmeler için Avea hattımı kullanmayı bıraktım, sadece Turkcell'imi kullanıyorum. İşin kötüsü, Turkcell'den Avea'yı aradığımda da aynı berbat ses kalitesi ile karşılaşıyorum. Telefonumda bir sorun yok, çünkü Turkcell'den Turkcell'e ses kalitesi gayet güzel.

Avea'nın ses kalitesi son zamanlarda öyle kötüleşti ki, cümle içinde "kalite" kelimesini kullanasım bile gelmiyor. Bazen Avea kelimeleri yutuyor, bazen ses aşırı derecede bozuluyor, bazen robotik bir ses geliyor karşı taraftan. Artık yoruma dayalı olarak görüşme yapıyorum. İkide bir de kapanıyor telefon kendi kendine.

Kimileri de ben hiç sorun yaşamıyorum diyor. Sorun nedir bilmiyorum ama, sevgili Avea, seni ilk kullanmaya başladığımda sunduğun ses kalitesine bir an önce geri dönmezsen, kusura bakma, diğerleri daha pahalıya mal olsa bile yollarımız ayrılacak. "Ne iş, Avea iş" falan deme bana, bu şartlar altında arkadaşımla bile konuşamıyorum.

Not: Ekşi Sözlük'te Avea için ne yazmışlar bakın: "İnsan mahsur kalsa Avea çekene kadar can verir, o derece". Avea'nın sahip olmak istediği imaj bu mu acaba?

Times Square'de Türkiye Reklamı


Dün e-postama gelen, Türkiye'nin tanıtımıyla ilgili bir basın bültenini paylaşmak isterim.


Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye’nin turistik tanıtımında bir ilki gerçekleştirerek, New York’un ünlü Times Square meydanında reklam yapmaya başladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın başlattığı bu yeni tanıtım atağı, Türkiye’nin tanıtımı için olduğu kadar, Amerikan pazarından turizm payı almaya çalışan diğer ülkeler için de bir ilk olma özelliği taşıyor.


1 Haziran’dan başlayarak 30 gün süre yayınlanacak olan kampanya için Times Square ‘da bulunan Nasdaq ve Reuters’e ait 12 ekranı kiralayan bakanlık, 12 ekranın tamamında birden aynı anda gösterime giren ve senkronize bir bütünlük sergileyen etkileyici bir showla tanıtım yapmaya başladı.

Türkiye’nin tanıtım kampanyasında ana slogan olarak “Unlimited Turkey” (Sınırsız Türkiye) sözleri kullanılıyor. Her bir ekranda günde 360 kez yayınlanacak 30 saniyelik filmlerden oluşuyor.

New York’a seyahat eden Amerikan vatandaşlarının olduğu kadar, yabancı turistlerin de en önemli uğrak yerlerinden olan Times Square Meydanını günde ortalama 1.800.000 kişi ziyaret ediyor.

Kampanyayı planlayan Türkiye’nin Kuzey Amerikan pazarlarında tanıtımından sorumlu Öykü / Dialogue International Reklam Ajansının başkanı olan Necati Özkan, Türkiye’nin tanıtımında “tek kelime stratejisi” uyguladıklarını söyledi.

Necati Özkan; “Kampanyamızın temel stratejisi şudur: Bir turizm destinasyonu olarak Türkiye’nin potansiyel turistlere sunabileceği olanaklar, rakipleriyle karşılaştırıldığında sınırsızdır. Sınırsız tarih, sınırsız kültür, sınırsız mutfak, sınırsız doğa, sınırsız keyif, sınırsız güneş... Özetle,Türkiye’nin zenginliği, çeşitliliği ve turistik anlamdaki “sınırsızlığı” Türkiye’nin en önemli varlığıdır. Kampanyamız tümden ülkemizin pozitif olan özelliklerine odaklanıyor” şeklinde konuştu.

Amerikan Pazarında Neler Yapılıyor?

ABD’de yürütülen kampanya kapsamında, New York, Washinton, Chicago ve Los Angeles gibi kentlerde açıkhavada Türkiye reklamları yayınlanıyor. Otobüsler, billboardlar ve durakların yanısıra, turist otobüsleri ve bina giydirmeleri yapılıyor.

Başta Washington Post, Los Angeles Times ve New York Times gibi gazeteler olmak üzere tirajı yüksek gazetelerde ilanlar yayınlanırken, Conde Nast Traveler ve Travel & Leisure gibi seyahat dergilerinde de haberler ve ilanlar yayınlanıyor.

Ayrıca, ABC ve NBC gibi Amerika’nın en çok seyredilen televizyon kanallarında da 30 saniyelik tanıtım filmleri yayınlanıyor.

Kuzey Amerikan pazarlarındaki kampanyanın bu aşamasının toplam bütçesinin 3.5 milyon dolar civarında olduğunu söyleyen Necati Özkan, bu rakamın Türkiye’ye 700.000 turist gönderen ABD pazarı için bile çok küçük olduğunu, Amerikalıların en yüksek kişi başı harcama yapan turistler olduğu düşünülerek daha etkin bir kampanya için bütçenin, bu rakamın 3-4 katı kadar olması gerektiğini söyledi.